kedilerim ve ben

blogum günlük halinde yaşadıklarım haline geldi

şu dünya ne kadar güzel
yeşilller bulanıyor ağaçlar
çiçekler en pembesini
güneş sapsarı doğuyor içimize
ve bir yanda içi yananlar
bir yanda acılar ayrılıklar
ve bir yanda yalnızlıklar

olmasaydı ölüm
olmasaydı ayrılıklar
bir farkı kalmazdı cennetten bu ömrün
ve içimde büyüyen bir çığ
gelip çatmasın o gün
daha şimdiden sonrasına ağlamak
bugünü yaşamamak

bir gün gelip sende gideceksin
bir gün gelip anneciğimde
o zaman açmıyacak çiçekler
güneş sadece yakacak tenimi
siyah beyaz göreceğim dünyayı
ve şimdiden yasını tutmak benimkisi

nasıl yaşanır yalnızlıklar
sığınmak için nereye yaslanır bu yürek
kim yerini tutar annemin

olmasın ayrılıklar ölüm
acı görmesin yürekler
anneler evlatsız kalmasın
evlatlar annesiz

duygularımı çalsa bir hırsız
daha boş olsam duygusuz
kaba nobran bir yüreğim olsa
üzülmesem hiç

merhamet nedir bilmesem
kendimi düşünsem sadece
bugünü yaşasam yarınıma üzülmesem

dünya ağır geliyor bana
yüreğim ağlamayı ezberlemiş
bir kuşun kanadına ağlıyorum ben
bir çiçeğin koparılışına

bana göre değil yaşamak biliyorum
ağır geliyor acılar
ve o an ya annem diyorum ya giderse bu hayattan
ne hale gelir bu yürek bu gözler
maya ve ardından sırada annem
olmasın ayrılıklar
zaten hiç bir zaman sevemedim ayrılıkları
ayrılıkların hiç bir çeşidini
ne sıralı ölümleri ne sırasız ayrılıkları

bir kıyamet kopsa sıralı ölümleri görmesem
toptan yitip gitsek aynı anda tüm sevdiklerim
olmasın ayrılıklar ölüm