kedilerim ve ben

blogum günlük halinde yaşadıklarım haline geldi

bostancıdan bir manzara

artık çok sıkıldım beklemekten sabretmekten.annemin he demesini ve keyfini bekliyorum buradan taşınmamız için.arkadaşlarımı o kadar çok özledimki anlatamam ama burdan en yakın arkadaşıma ulaşmam tam 2saatimi alıyor 2 saat git 2 saat gel tek vasıta olan otobüsü bekle bazen 40 dakika gelmediği oluyor  maya hasta öyle saatlerce bırakıp gidemem sabah 11 de çıksam en geç 4 te evde olmak zorundayım 1 saat içinmi arkadaşlarımı görücem.
eskisi gibi onlara gidip yayılıp film izlemek istiyorum evden yürüyerek bağdat caddesine inmek istiyorum süslenip püslenip dışarı çıkmak istiyorum kimsenin laf atması krolar olmadan uzaydan gelmişim gibi bakmadan kimse ...saçlarımı bu mahalle kaldırmaz diye boyayamıyorum eskisi gibi havalı halimi özledim... buraya taşındığımdan beri evde oturmaktan 10 kilo aldım sadece evde oturup yiyorum ...arabayla da cıkamıyoruz annem merkeze bir gidişimiz 20 milyon benzin parası diye başımı yiyor ...camdan baktığımda bahçemin ağaçlarını görürdüm yemyeşil ...şimdi baktığımda gecekonduları görüyorum.buranın tek iyi yanı var pijamamla caddeye çıkıp bakkala yürüyorum ve kimse bana bakmıyor eski mahallemde üstüme çekidüzen vermeden saçımı başımı düzeltmeden çıkamazdım.küçücük bir evimiz vardı ocak ayında bile evde tshirtle gezerdim bu evden nefret ediyorum ne yapsam ısınmıyor salon tecrit edilmiş durumda kapalı .kapıların altından rüzgarlar esiyor her kapının altına bezler tıktım annem girip çıktıkça ben arkasından düzeltiyorum.eski küçük kıytırık evimde salonumda yayılıp otururdum kablolu tvde vardı şimdiki gibi 2 kanalı hışırtıyla  antenle izlemezdim çünkü buradan hiç bir anten çekmiyor hepsini denedik ...eski mahallemde hiç elektrik kesilmezdi burada haftada 1 kere elektrik kesilse şükrediyorum gün aşırı kesiliyor ev buz zaten daha da buz oluyor......
     giriş katında otururduk balkondan sarkıp bahçenin kedilerini izlerdim şimdi 5 ci katta bakınca midem bulanıyor.buralarda hastanede yok tabiki birimize bir şey olsa merkeze inmemiz gerek buralarda takside yok öyle sarı renkli mavi garip taksiler var km hesabı çalışıyolar nerden kalktıklarıda belli değil  şehirlerarası şekilde.istanbuldamıyım ardahandamı belli değil.
burada kilo verme hevesimde yok aksine durmadan alıyorum çünkü giyinip süslenip dışarı çıkacak bir yer ve bunları kaldıracak insanlar da yok.artık ne oje sürüyorum ne saçlarımı sarıya boyuyorum ne yeni bir kıyafet alıp giyiyorum.banyo yapmak bile gözümde büyüyor çünkü banyodaki kalorifer kapalı dev gibi bir banyo ve buz gibi .eski evim 70 mkareydi 70bin kere mutluydum bu ev 145 mkare 1 kez bile mutlu olmadım.
   annem telefonda arkadaşlarına bizde herhalde taşınıcaz diyor ama ben sorunca bağırmaya başlıyor şuraya taşınalım diyorum beğenmiyor buraya taşınalım diyorum bağırıyor sonunda bende bağırıyorum nereyi söylesem begenmiyorsun diye aklıma ne zaman yatarsa o zaman taşınacağım diyor gizli gizli başkalarıyla konuşmalarını dinliyorum birine taşınmaktan bahsetse dünyanın en mutlu insanına dönüyorum .....
  sürekli ona buraları kötülüyorum sabrediyorum ağzındaki bir lafa bakıyorum ama sonunda takatım kalmıyor bıkıyorum küsüyorum ağlıyorum kendi kendime umudum bitiyor hayatıma dönmek istiyorum hayata katılmak kendi topraklarımda nefes almak istiyorum gurbette gibi yaşıyorum burada memleketinden uzak...ben kadıköy çocuğuyum orada doğdum orada çocuktum orada büyüdüm göztepesinde bostancısında erenköyünde geçti tüm hayatım bütün anılarım orada .başım dik rahatsız edilmeden gezdim salına salına...burada en kötü halimle bile çıksam annemin kullandığı arabadan insem bana sen buraya ait değilsin der gibi bakıyor ayılar hatta bir bayanın araba kullanması onlar için inanılmaz bir şey ağızları bir karış açık kalıyor 100 yıl geride kalmış ve bu sınırlar dışına hiç çıkmamışlar onlarıda yermiyorum tabiiki hatta üzülüyorum nerden bilecekler  süslü kadınları şık beyleri çoğu ilkokul mezunu bile değil 3 kuruşa yaşamışlar hep giyecek ayakkabıları yok belkide ondan terlikle patik giyip geziyolar yada görmemişler çevrelerinden insanın kendine özenmesinin ve kendine bakmasının ne olduğunu.dünyadan bir haber yaşayıp gidiyolar göya istanbulda ama istanbuldan çok uzak bir kafayla kimseyi horgörmem ama beni rahatsız ediyolarsa ben rahatça insan gibi dışarı çıkamıyorsam bana laf atılıyorsa peşime takılınıyorsa işte orada acımam.herkesin aynı olmak zorunda olmadığını o küçük kafalarına yerleştiremiyolarsa acımam.ben otobüse bindiğimde abuk sabuk heriflerin kro gençlerin laflarını duyuyorsam acımam arkadaşım ayıda derim kroda derim dağlı da derim.bu arada öyle şuh bir halde çıktığımda sanılmasın jean pantolon hafif bir makyaj ve kazak giyiyorum mahalleye uygun giyinmeye çalışıp öyle çıkıyorum sokağa ama uzun etek basma entari ve yemeni takmadıkça bunlar beni kabullenemiycekler.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

2 yorum yazılmıştır
  1. Yazan: axikedi | Tarih: 2009-03-15 10:53:34
    Konu: Monotonluk..?
    Sadece monotonluk değil bu.Kendinden veriyorsun,ruhundan.Sonra kayboluyorsun..Kendini özlüyorsun hasretle ki kendini hiç bu kadar sevdiğini bilmeden.Arıyorsun ama burada asla ben olmam olamam ki diyerek..
    Ben çok iyi anlıyorum seni.Bir kedinin başka bir mahalleye atılması gibi, yeni evindeki en sevdiğin eşyaların bile anlamı yok.
    Bunun adı özgürlük...Bunun adı kendini özlemek.Aynaya bakmayı bile özledim ben..Dilerim istediğin yerde yaşarsın, başarman dileğimle, sevgiler..

    Bağlantı »

  2. Yazan: Anjelika7 | Tarih: 2009-01-28 22:28:11
    Konu: Merhaba...
    Sevgili Esra, senin yorumlarını hep Müjde'ciğimin sayfasında görüyorum, okuyorum. İlk defa sayfana geldim yazılarını okudum. Yazdıklarına içtenlikle katılıyorum. Ben de doğma büyüme Kadıköy'lüyüm. Ama evlendiğimde, eşimin kooperatif evi Bulgurlu'da olduğu için oraya gelin gittim. Daha sonra Bulgurlu mahallesi bölündü, bizim bulunduğumuz yer Cumhuriyet mahallesi oldu. Sitemizin önünde Esatpaşa caddesi vardı Esatpaşa mahallesine inen, onun aşağısı da Örnek mahallesi zaten. Dediğim gibi ben Kadıköy'lüyüm, ama öyle aşırı bir tip olmadım hiçbir zaman. Buna rağmen bu yeni mahalleyi ve çevredeki insanları o kadar yadırgadım ki. Aynen seni anlattığın gibi. Çalıştığım sürece zaten çevreyle pek ilişkim olmadı. İşimden ayrıldıktan sonra da zaten kızım doğmuştu, iyice eve kapandım. O kadar bunalıyordum ki, hafta sonları eşime dinlenme fırsatı vermeyip, kendimi rahatlayabileceğim kıra, bayıra, ormana, deniz kıyısına atıyordum. 13 yıl orada oturduk, ama bir gün geldi artık orada oturmaya dayanamaz hale geldim. Sonuçta taşındık, şu anda Ziverbey'de oturuyorum. Ve seni o kadar iyi anlıyorum ki. Sana tek söyleyebileceğim, Allah gönlüne göre versin sevgili Esra. Umarım en kısa zamanda Kadıköy'ümüze dönersin canım... Sevgilerimle.

    Bağlantı »